Hatice Mercan

Bilişsel Davranışçı Terapi Nedir?

Bilişsel davranışçı terapi; olayların algılanma ve yorumlanma biçimimin, duygusal ve davranışsal tepkileri değiştirdiğine dair temel bir varsayım üzerine şekillenmiş olan psikoterapi çeşididir. Yunan filozof Epiktetos, ‘’İnsana rahatsızlık veren şey olaylar değil, olayları algılayış biçimidir.’’ diyerek yıllar öncesinden bilişsel davranışçı terapi ekolün  temel mantığını özetlemiştir. Bilişsel davranışçı yaklaşım 20. yy.da çağdaş psikiyatrist ve psikologlar tarafından yeniden yorumlanmış, kavramsallaştırılmış ve günümüzde kullanılan güncel bir psikoterapi halini almıştır.

BİLİŞSEL MODEL

Bilişsel davranışçı terapi bireylerin duygu, davranış ve fizyolojisinin kişisel algılarından kaynaklandığını varsayan bir bilişsel modele sahiptir.

Bilişsel Davranışçı Terapi odağı: Bilişsel Model

Peki bu bilişsel model ne anlatmaktadır? Bilişsel modele göre bireyler herhangi bir olay, kişi, durum ile karşılaştığında bu sürece otomatik düşünceler eşlik eder ve bunun sonucunda tepkiler oluşur. Bu tepkiler duygusal, davranışsal veya fiziksel olabilir.

Örneğin;

ağzından salyalar akan bir köpeğin size doğru geldiğini gördüğünüzde (olay)

sizi ısırabileceği düşüncesi canlanır zihninizde (otomatik düşünce)

kalp ritminiz artar, terlersiniz (fizyolojik tepki)

korkarsınız (duygusal tepki)

kaçarsınız (davranışsal tepki)

Bilişsel model hayat içerisindeki her türlü olaya uyarlanabilmektedir. Ki zaten davranışsal süreçlerimizin nasıl geliştiğini öğrenebilmek adına bu döngüyü algılayabilmek ve ortaya koyabilmek oldukça önemlidir. Modelde de görüldüğü üzere duygu, düşünce, davranış kısaca 3D birbirinden bağımsız olamayacak kadar iç içedir. Ve aslında karşılıklı olarak birbirini etkilemektedir.

Duygu, düşünce, davranış üçlüsü daha detaylı incelenecek olursa düşüncenin yapı taşına doğru bir yolcuğa çıkmak gerekir. Herhangi bir olay anında ortaya çıkan düşünceler genel olarak otomatik düşüncelerdir ve olumsuzdur. Ortaya çıkışı o kadar hızlı gerçekleşir ki sizin onu incelemenize vakit kalmaz. Peki olumsuz otomatik düşünceler nereden geliyor? Olumsuz otomatik düşüncelerin kaynağı da ara inançlardır ve onlar da temel inançlara bağlanır. Şöyle bir çizimle daha iyi anlaşılacaktır;

Temel İnançlar: Daha çok çocukluk döneminde oluşturulan, kalıplaşmış, dünyaya o pencereden bakılmasına sebep olan inançlardır. Örneğin; yetersizim, sevilmiyorum, başarısızım vb.

Ara İnançlar: Bir geçiş aşaması gibidir ara inançlar. Daha çok -malı -meli veya -sa -seli ifadeler barındırır bünyesinde. Örneğin; çok çalışırsan başarılı olabilirsin, insanların seni sevmesini istiyorsan uyumlu davranmalısın vb.

Otomatik Düşünceler: Herhangi bir olay, durum, kişi karşılaşmasında saliseler içerisinde zihinde beliren düşüncelerdir. Genellikle aşırı genelleyici ve olumsuzdur.

Davranışın Otomatik Düşüncelerle İlişkisi

 

BİLİŞSEL ÇARPITMALAR

Bilişsel çarpıtma, bireyin bilgiyi işlemede farklı farklı yanlı yaklaşımlarla düşünce hataları ortaya çıkartmasıdır. Bunlar işlevsiz inançlar olarak da isimlendirilebilir. Bilişsel çarpıtmalar bireyin düşüncelerini şekillendirmektedir ve gerçekleştirilen bilişsel çarpıtmalar uygun/doğru olmayan ve duygusal sıkıntılara sebep olan otomatik düşüncelere yol açar. Bu hataların tekrarlı olarak devam etmesi psikopatolojilere sebep olabilir.

Keyfi Çıkarsama: Destekleyici kanıtlar olmaksızın hatta tam tersi kanıtlar olmasına rağmen kişinin planladığı sonuca ulaşıyor olması.

Seçici Soyutlama /Cımbızlama: Olayları bağlamından uzaklaştırarak bir detaya odaklanmak ve olayların/durumların belirgin başka özelliklerini göz ardı etmek.

Aşırı Genelleme: Sınırlı sayıda var olan örneği referans alıp genel kural oluşturmak.

Büyütme / Küçültme (Olumluyu Yok Sayma): Olumsuz olayları daha büyük olumlu olayları daha küçük görme. Genelde bu tarz yaklaşımda bulunan kişiler yaptıklarını küçük yapamadıklarını büyük görürler.

Ya Hep Ya Hiç Tarzı Düşünme: Her türü deneyim ve yaklaşım iki uçta değerlendirilir. Ya olmuştur ya olmamıştır. Arası bulunmamaktadır. Siyah-beyaz görüş ve grileri görememek durumu söz konusudur.

Kişiselleştirme: Kişinin kendisiyle alakalı olmayan veya çok az alakalı olan şeyleri kendisiyle bağlantılı görüp olumsuz şeylerden kendisini sorumlu tutması durumudur.

Felaketleştirme: Olası ihtimallerin tamamını değerlendirmeye almadan geleceği her daim olumsuz olarak değerlendirme. Kısacası pireyi deve yapmak denebilir.

-Meli, -Malı İfadeler: Kişilerin kendilerinin ve diğer insanların nasıl davranması gerektiği, dünyanın nasıl olmasını gerektiğine dair katı kuralların olması durumudur. Kişinin bu kurallara uymamış olması kişide huzursuzluğa, diğer insanların bu kurallara uymaması öfke ve gerginliğe sebep olabilir.

Zihin Okuma (Falcılık, Kristal Küre): Kişilerin, diğer insanların kendilerinin ne düşündüğünü bildiğine ve onların da kendi düşüncelerini bildiklerine ve bilmeleri gerektiğine inanmak. Yani, ”Ben senin ne düşündüğünü biliyorum, sen de benim ne düşündüğümü biliyorsun/bilmek zorundasın.”

Bilişsel Davranışçı Terapi İçerisinde Ödev

Genel bağlama bakıldığında ise bilişsel davranışçı terapi için davranışsal ödevler vazgeçilmezdir. Kağıt kalem ödevleri, sosyal yaşam becerilerine dair uygulamalar interaktif bir terapi sürecinin parçalarıdır. Ödevler danışanın içgörüsünü arttırır, problemin sistematiğinin ortaya konmasına katkı sağlar. Danışana zaman içerisindeki ilerlemesini somut bir şekilde görebilme olanağı sağlar.

Bunun yanı sıra seanslar içerisinde bolca psikoeğitim vardır. Bilişsel davranışçı terapi, kendi yaklaşımını danışana da öğretmeyi amaçlar. Dolayısıyla terapi süreci bittiğinde de danışanlar kendi kendine yetebilecek, olumsuz yaşam olaylarıyla baş edebilecek beceriyi edinmiş olur.

Bilişsel Davranışçı Terapi Çalışma Alanları

Bilişsel davranışçı terapinin çalışma yelpazesi ise oldukça geniştir.

  • Depresyon Bozuklukları
  • Kaygı/Anksiyete Bozuklukları
  • Obsesif Kompulsif Bozukluk
  • Travma
  • Fobiler
  • Yeme bozuklukları
  • Öfke Kontrol Bozukluğu
  • Davranım Bozuklukları

ve bunların alt tiplerinin yanı sıra birçok psikolojik problemde BDT kullanılabilir. Yöntemi sistematiktir ve bilimseldir. İşlevselliği yüksek oluşu ve çok yönlülüğü de yapılan çalışmalar doğrultusunda elde edilen bilimsel verilerle kanıtlanmıştır.

Günümüzde Bilişsel Davranışçı Terapi birçok bozukluğa eş olarak tüm yaş gruplarında kullanılabilir olmasıyla da tercih edilmektedir. Çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaşlılar için kullanılabilir olması da birçok uzmanın yöneldiği terapi çeşidi olmasını sağlamaktadır.